Yakan Aydınlatma;
1964 Yılından bu güne aydınlatma sektöründe çalışmalarını
aile geleneğiyle sürdüren yenilik ve değişimlere uyumlu,
çevre değerlerine saygılı ürün ve hizmetlerinde kalite hedefinden
vazgeçmeyen ve gelişmeye açık öncü bir firmadır.
Tüm çalışma sistemimiz, Müşteri memnuniyeti için en kaliteli
ürünü en uygun maliyette sunmak müşteri taleplerini zamanında
karşılamak içindir.
Yıllardır bu kalite anlayışıyla bizimle çalışan herkese teşekkür ederiz.
Yakan Aydınlatma;
Aydınlatma mamülleri ; Akrilik glob glop ve gloplu
globlu mamuller ve ekipmanları konusunda geniş ürün yelpazesi ile
Türkiyede kullanılan ( Akrilik glob glop ve globlu gloplu mamuller )
ürünlerin ilk üreticisi ve uygulayıcısı olma özelliğine sahiptir.
Kullanılan tüm akrilik ürünlerin hammaddeleri ISO 9001:2000 kalite
sistemine göre seçilmiş olması üretimini
yapmış olduğumuz ürünlerin kullanılması noktasında müşterilerimize
ayrı bir güven unsuru olmuştur.
Aydınlatmayı tabii, sun’i, iç ve dış diye gruplara ayırmak
mümkündür.
Tabii aydınlatma: Dünyamızın, gündüzleri güneş, geceleri ise
ay ve yıldızlar tarafından aydınlatıldığı herkes tarafından
bilinmektedir. Güneş, ay ve yıldızlar sayesinde olan tabii
aydınlatma Allahü tealanın insanlara bahşettiği bir lütuftur.
Yapılan binaların aydınlatılmasında bundan azami derecede
istifade etmeye çalışılmaktadır.
Tabii aydınlatma mimarlık tarihinde temel problem olmuştur.
Aydınlatma hacminin büyümesinin ve pencere sayısının
artmasının yanında, gölgeli bölgelerin meydana gelmesini
önlemek için bunların bina duvarlarındaki yeri uygun tarzda
tesbit edilir. Binaların yüksekliği, yolların genişliğine göre
ve alt katların da yeterli bir tabii aydınlatmaya kavuşmasını
temin edecek şekilde sınırlandırılır. Duvarların tamamı veya
büyük bir kısmı camdan yapılarak bu mesele çözülmüş
gözükmektedir. Böyle hallerde aydınlığı temin eden ışınları
geçirerek, kızıl ötesi ve mor ötesi ışınları geçirmeyen özel
camlar kullanmak daha idealdir. Bilhassa sıcak memleketlerde
dik gelen güneş ışınlarına karşı korunmak için balkonların
yapılmasında bazı değişikliklere başvurulmakta, korkuluk
duvarı pencerelerin üst seviyesine kadar yükseltilmekte,
böylelikle faydalı bir gölge mahalli elde edilmektedir.
Sun'i aydınlatma: Güneş ışınlarının yerini tutacak bir ışık
kaynağı bulma problemi, asrımızın en mühim meselelerinden
biridir. Tabii aydınlatmanın kifayet etmediği binalarda,
geceleri cadde, bina ve umumi yerlerin aydınlatılmasında,
elektrik enerjisinden lambalar vasıtası ile istifade ederiz.
Lambalardan hasıl olan ışık aydınlatma vazifesini görür.
Lambaların, kullanıldıkları yerlere göre çeşitli türleri
vardır.
Günümüzde aydınlatmanın pekçok kısmı flamanlı, floresans ve
civalı lamba ile gerçekleştirilmektedir. Özel olarak
hazırlanan karbon arklı lambalar, filim çekimi,
aydınlatılmasında ve bazı fotografik kalıp teşkilinde, xenon
arklı lambalar askeri arama ışık kaynağı olarak ve zirkonium
arklı lambalar ise optikte ve küçük ışık kaynağının arzu
edildiği yerlerde kullanılır. Aydınlatmada kullanılan bazı
terimler anlaşmazlığa sebeb olabilir. Mesela “lamba” bunlardan
biridir. Aydınlatma endüstrisinde “flamanlı lamba” ve
“floresan lamba”dan söz edilirken halk arasında “lamba” ve
“floresans” kullanılmaktadır.
Işık kontrolü: Aydınlatma iki gaye için kontrol edilir.
1. Belirli bir noktadaki aydınlatmayı arttırmak için.
2. İstenmeyen yansıtmaları azaltmak için.
Mum ve gaz lambaları duvara iliştirildiğinde, ışığın bir kısmı
kayba uğrar. Işık kaynaklarının arkasına yansıtıcı ayna
konarak kayıp önlenir ve ışık, aydınlatması gereken yere
yöneltilir. Kontrolün ilk olarak kullanıldığı dikkat çekici
örneği, deniz fenerlerinde ayna ve merceklerin
kullanılmasıdır. Işığın pekçoğu çok küçük bir dar açı ile
yöneltilebildiğinden tek bir yağ alevinin ışığı,
kilometrelerce uzağa ulaştırılabilmekteydi. Benzer bir misal
ise, film projektörlerindeki lamba ve optik sistemleridir.
İstenmeyen parlama cismin, mat cam veya plastikle
kaplanmasıyla, ışığı başka bir yöne tekrar yöneltecek
yansıtıcılar kullanarak veya gözü kaynaktan koruyan düzenle
önlenebilir. Bir floresan lambada yansıtıcıları kullanarak
aşağı doğru aydınlatma kontrol edilebilir. Masa lambasının
abajuru ışığın göze gelmesini önlerken, ışığı masaya ve tavana
aksettirerek aydınlatmayı sağlar.
Işık kaynağının şekli: Işık kaynakları üç ana şekildedir.
Nokta, doğrusal ve yüzeysel. Flamanlı ve civalı lamba pratik
uygulamalardaki nokta kaynaklara misaldir. Floresan lamba ise
doğrusal bir ışık kaynağıdır. Bir panel lamba ise yüzeysel bir
ışık kaynağıdır. Parlaklığı çalışma alanlarının
aydınlatılmasına yetecek kadar değildir. Bu panellerin
arkasında normal ve floresan ampuller bulunur.
Lamba ışığının rengi: İnsan gözü görülebilir ışık denilen
nisbeten dar bir dalga boyu şeridini görebilir. Bu ise
yaklaşık olarak 4000-7000 angstrom arasındadır. (Bir angstrom
cm’nin yüz milyonda biridir.) Bu görülür ışık bandı içerisinde
farklı dalga boyları, gözde ve beyinde farklı tepkiler
doğurur. Bu tepkiler bizim “renk” dediğimiz şeylerdir. İnsan
gözünün gündüz en iyi gördüğü dalga boyu 5550 Angstrom olup
renk olarak yeşil-sarı arası renklere karşı gelir. Güneş ışığı
insan gözünün görebildiği bütün dalga boylarını ihtiva eder.
Sıcak ve soğuk dalga boyları arasındaki denge, havanın
bulutluluk derecesine ve günün muhtelif saatlerine bağlıdır.
Renk hafızası, renk uyumluluğu, bakan kimseye alıştığı bir
eşyayı farklı aydınlatma şartlarında da tanımaya yardım eder.
Diğer taraftan bir sanatkar, renkleri bulutlu ve güneşli
günlerde farklı farklı görür.
İnsanoğlu alevli ışık kaynaklarının sarı olmasını tabii kabul
etmiştir. Hava ve gaz karışımını kullanarak çalışan Welsbach
hava gazı lambası, mum ve yağ lambalarına göre daha beyaz ışık
verirler. Flamanlı lamba ise buna nazaran daha beyaz ışık
verirse de, güneş ışığına nazaran daha sarıdır. Diğer taraftan
ilk floresan lambalar mavimsi yeşil renkteydi. Floresan
lambaların diğer değişikliği ise ışığındaki renklerin fosfor
kaplama kullanılarak kontrol edilebilmesidir. Bu kaplama civa
arkındaki mor ötesi ışınları, görebilir ışın haline getirir.
Bir çok renk tercihi olmasına rağmen, soğuk beyaz renk en
fazla büro, fabrika ve okullarda gün ışığı ile kolayca
karıştığı için kullanılır. Sıcak beyaz floresan lambalar,
flaman lambalara benzer ışığa sahip olması yönünden
geliştirilmiştir. Evlerde ve ticari binalarda eve benzer
atmosfer hasıl ettiği için kullanılır. Normal bir fosfor
kaplamadan çıkan ışık, kırmızı ışına sahip değildir. Ancak
verimden fedakarlık ederek dengelemek mümkündür.
Lüks sıcak ve soğuk beyaz lambalar standart tiplerine nazaran
daha fazla kırmızı ışık yayarlarsa da, toplam ışık çıkışı üçte
bir daha azdır. Floresan lamba kullanan bir kimse, ya sıcak
beyaz veya lüks sıcak beyaz lamba kullanmalıdır.
Aydınlatmada ışık şiddeti birimi “mum”, ışık akısı birimi
“lümen”, aydınlatma birimi ise “lüks”tür.
Mum: Platinin ergime sıcaklığı olan 1760°C’de bulunan siyah
bir cismin 1cm2lik yüzeyinin kendisine dik doğrultuda verdiği
ışık şiddetinin 1/60’idir.
Lümen: Bir mum şiddetindeki bir kaynağın bir metre uzaktaki
bir metre karelik bir yüzeye dik olarak gönderdiği ışık
miktarıdır.
Lüks: Bir metre karelik bir yüzeye düşen ışık akısı miktarı
bir lümen ise, bu yüzeyde meydana gelen aydınlanmadır.
Işık şiddeti I olan bir kaynağın yayacağı toplam ışık akısı
miktarı f ise:
f = 4.p.I’dır.
Bir yüzeydeki aydınlatma şiddetini E ile, yüzey alanını A ile
gösterirsek:
E = f/A’dır.
Bir şehir yolundaki ışıklandırmanın ortalama değeri 10-20 lüks
arasında değişirken, güneşli bir günde güneşin temin ettiği
aydınlatmanın değeri 50.000-70.000 lüks arasında
bulunmaktadır.
Aydınlatma, aydınlatmanın yapıldığı yer ve gayesi bakımından
pekçok çeşide ayrılır. Bunların bazıları şunlardır:
Fabrika ve işyerlerinin aydınlatılması : Uygun çalışma
ortamının temini için havanın berrak olmadığı zamanlarda
fabrika ve işyerlerinde gündüz de sun’i aydınlatma devam eder.
Sun’i aydınlatma tesisleri, ışığın mümkün olduğu kadar düzgün
bir dağılışını sağlamak gayesiyle yapılmış olup, özel
durumların dışında mahalli aydınlatmada kullanılmaz.
Gölgelerin yok edilmesine ve lambaların gözü kamaştırmayacak
şekilde yerleştirilmesine ayrı bir önem verilir. Yüksekliği
sınırlı olan işyerlerinde tek veya bir kaç sıra halinde
dizilen projektörlere yerleştirilmiş lambalar kullanılır.
Yüksekliği 8 metreyi aşan işyerlerinde ise yuvarlak floresan
lambalar tercih edilir. Böylece ekonomik bir aydınlatma
sağlanmış olur.
Büro ve okul aydınlatması: Büro ve okullarda ışık, muhakkak
tek biçim ve bunun yanında mümkün olduğu kadar güneş ışığına
benzer biçimde yayılmış olmalıdır. Yazı ve çizim masalarının
üzerinde aydınlatmayı temin eden tek lamba kullanılması
mahzurludur. Bu, gözlerin çok çabuk yorulmasına sebeb olur.
Gözü en fazla yoran ışıklar tek noktadan gelen ışıklardır.
Lambaların parlaklığını gidermek ve dağınık bir ışık akısı
elde etmek için özel surette hazırlanmış, ekranları pleksiglas
levhaları ile yapılan floresan tüplü plafonyeler kullanılır.
Evlerin aydınlatılması: Mutfak, banyo ve böyle yerlerde
tavanda basit ve kullanışlı tüp şeklinde floresan lambaları
ile elde edilen büyük şiddette bir ışıklandırma gerekebilir.
Işıklandırmada kayıp olmaması için veya daha az olması için
tavanı ve duvarları ışığı en az şekilde emen beyaz veya çok
açık renklere boyamalıdır. Odalardaki ışıklandırmada dolaylı
aydınlatma elverişlidir. Böylece tavan ve duvarlardan
yansıyarak yayılan ışıklandırma göze en az zarar veren
aydınlatma sistemidir.
Umumi yerlerin aydınlatılması: Postahane, lokanta, otel
salonları ve benzeri yerlerde, evlerdekine benzeyen, fakat bu
yerlerin mühim vasıflarını ortaya koyan özel bir aydınlatma
sistemi gerekebilir. Neon lambalarıyla, çok renkli ışıklı
tabelalar gerçekleştirilir. Bunlarla, özel etkiler meydana
getirecek şekilde düzenlenebilen ışıklar elde edilir.
Mahallelerde daha geniş bir görüş alanı sağlamak için düzlem
ayna kullanılarak aydınlatma yapılır. Yoğunluğu sınırlı olan
direkt bir aydınlatmanın yarı gölgesi içinde ışık lekeleri
halinde hasıl olan ayaklı küçük masa lambaları, umumi yerlerin
aydınlatılmasında kullanılan belli başlı araçlar arasında
sayılabilir.
Bina ve abidelerin aydınlatılması: Bu aydınlatmanın gayesi,
geceleyin de görünümü sağlamaktır. Genellikle belirli ve uygun
noktalardan aydınlatılacak yapılara ışık demetleri yöneltilir.
Bu iş, ışık ve gölgeler meydana getiren projektörler ve beyaz
ışık veren lambalarla gerçekleştirilir. Bazı özel durumlarda
binaların üstlerine de lambalar yerleştirilmektedir.
Yolların aydınlatılması: Cadde, meydan ve umuma ait açık
sahaların aydınlatılması, uygun yerlere konulan demir veya
beton direklere yerleştirilen içerisinde floresan veya beyaz
ışık lambalarının bulunduğu reflektörler vasıtasıyla yapılır.
Direkler üzerine yerleştirilen reflektörlerin yerden
yüksekliği 8 metre ve direkler arasındaki mesafe ise
aydınlatılan sahanın önemine ve lambaların kuvvetine göre
15-30 metre arasında değişmektedir. Ayrıca yolların önemine
göre kullanılan lambalar da değişiklik arz eder. Büyük
caddeler yuvarlak floresan lambalarla, orta büyüklükteki
ikinci derece öneme sahip caddeler tüp şeklindeki floresan
lambalarla, tarihi özellikleri olan cadde ve alanlar beyaz
ışık veren lambalarla, kavşak noktaları ve bilhassa sis olan
mevkiler sarı monokromatik ışıklı, sodyum buharlı lambalarla
aydınlatılır. Otoyollarındaki tünel girişlerinde, sürücülerin
gündüzleri gün ışığında, tüneldeki ışıklandırmaya alışmalarını
sağlamak için yoğun bir aydınlatma yapılır.
Havaalanı aydınlatılması: Emniyet yönünden dış aydınlatmanın
önemli olduğu bir yer de havaalanlarıdır. Pilot gece inişe
geçtiğinde, iniş yerinde ışıkların yanıp söndüğünü görür. Bu
ışıklar meşalede bulunan bir ateş topu gibi görülür. Bu ışık
için, yüksek güç kullanılır ve eşit aralıklarla yanıp söner.